Background
Buket Polatoglu

ASKERDEYKEN HASTALIKTAN VEFAT ETME DURUMUNDA VAZİFE MALULLUĞU AYLIĞI BAĞLANMASI HAKKINDA EMSAL KARAR- KOCAELİ/GEBZE AVUKATI

ASKERDEYKEN HASTALIKTAN VEFAT ETME DURUMUNDA VAZİFE MALULLUĞU AYLIĞI BAĞLANMASI HAKKINDA EMSAL KARAR- KOCAELİ/GEBZE AVUKATI

ASKERDEYKEN HASTALIKTAN VEFAT ETME DURUMUNDA VAZİFE MALULLUĞU AYLIĞI BAĞLANMASI HAKKINDA EMSAL KARAR- KOCAELİ/GEBZE AVUKATI

Konuyla ilgili Danıştay'ın vermiş olduğu emsal karar aşağıda verilmiştir.

 

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

Kocaeli-Gebze  avukatı olarak sermaye piyasası ve piyasa bozucu eylemler hakkında  müvekkillerimize hizmet sunmaktayız.

Daha detaylı bilgi edinmek için İstanbul'un Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Beykoz, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu ilçelerinde ve Kocaeli'nde avukatlık ve danışmanlık hizmeti veren Polatoğlu Hukuk Bürosu’nu ziyaret edebilir veya iletişim bölümünden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 


DANIŞTAY 11. Daire
2012/8090 E.
2013/9118 K.

ASKERİ SAĞLIK HİZMETLERİ, ASKERLİK HİZMETİ GÖREVİ, VAZİFE MALULÜ

Özeti :Erler için vazife malullüğü için 5434 sayılı Yasa'nın 45. maddesinde aranılan "vazifeden doğma" halinin daha geniş kapsamlı düşünülmesi gerektiği hakkında.


İstemin Özeti: Davanın görev yönünden reddine ilişkin kararını bozan Danıştay Onbirinci Dairesinin kararına uyulmak suretiyle Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen 18/05/2012 tarihli ve E:2011/68; K:2012/711 sayılı kararın; davacı tarafından, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.


Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Dosyadaki belgelerin incelenmesinden sağlam olarak askerlik hizmetine başlayan ve terhisine yakın bir tarihte vefat eden davacının oğlunun, ölümüne neden olan rahatsızlığının teşhis ve tedavi süreci ile birlikte değerlendirilmesinden, vazifesinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmış olup, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:


DAVA, DAVACI TARAFINDAN, ASKERLİĞİNİ YAPARKEN VEFAT EDEN OĞLUNDAN DOLAYI VAZİFE MALULÜ AYLIĞI BAĞLANMASI İÇİN YAPILAN BAŞVURUNUN REDDİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİNE KARAR VERİLMESİ İSTEMİYLE AÇILMIŞTIR.

İdare Mahkemesince, davacının oğlunun Konya İli Kulu İlçe Jandarma Komutanlığında jandarma er olarak bu görevi ifa etmekte iken rahatsızlanması nedeniyle sevk edildiği Konya 100 Yataklı Hava Hastanesince beyin tümörü teşhisi konularak 22.07.2002 tarihinde Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, burada 24.07.2002 tarihinde yapılan ameliyatı sonrasında 27.07.2002 tarihinde vefat ettiği, aynı tarihli "ölü muayene ve otopsi tutanağında" vefatın beyin tümöründen kaynaklandığının belirtildiği, davacının oğlunun ölümü nedeniyle tarafına vazife malüllüğü aylığı bağlanması talepli başvurusunun, ölüm olayında görevin neden ve etkisinin bulunmadığı yolundaki raporu gerekçe gösterilerek reddedildiği, Mahkemelerinin 28.03.2012 tarihli ara kararı ile dava dosyasında yer alan sağlık raporları ve diğer belgeler esas alınarak, davacının oğlunun ölüm olayının, askerlik vazifesinden kaynaklanıp kaynaklanamayacağının sorulması üzerine, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 25.04.2012 tarihli raporda, adı geçenin beyin tümörü nedeniyle vefat ettiğinin kesin olduğu ve bu durumunun askerlik hizmeti vazifesinden kaynaklanmadığının belirtildiği, bu durumda, davacı tarafından oğlunun ölüm olayının görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğini kanıtlayıcı bilgi ve belge sunulamaması ve sözü edilen rapordaki görüş dikkate alındığında, ölüm olayının beyin tümöründen kaynaklanıp, bünyesel olduğu ve askerlik vazifesinin neden ve etkisiyle meydana gelmediği sonucuna varıldığı, bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.



Davacı Mahkeme Kararının hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 56. maddesinde, muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malûlü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36’ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıklarının, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıklarının emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının, %70'i üzerinden aylık bağlanacağı, bu suretle bağlanacak aylıklarına, maluliyet derecelerine göre, 55’inci maddede gösterilen nispetlerde zam yapılacağı kurala bağlanmıştır.

Aynı Kanun'un 45. maddesinde ise, Kanun'un 44’üncü maddesinde yazılı malûllüğün; iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması; vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olması; kurumların menfaatini korumak amacıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olması(maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olması durumunda; buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü deneceği hükmüne yer verilmiştir.

5434 SAYILI KANUN'UN YUKARIDA YER VERİLEN 56. MADDESİ VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU'NUN İLGİLİ MADDELERİ IŞIĞINDA, ERLER İÇİN VAZİFE MALULLÜĞÜ İÇİN ARANILAN ''VAZİFEDEN DOĞMA HALİNİN" DAHA GENİŞ KAPSAMLI DÜŞÜNÜLMESİ GEREKMEKTEDİR. ZİRA ERLERİN, EĞİTİM, MANEVRA VE İÇ HİZMETİN GEREKTİRDİĞİ GÖREVLERİ HARİCİNDE, BELLİ BİR DİSİPLİN İÇERİSİNDE, KENDİ İNSİYATİFLERİ OLMAKSIZIN, TESPİT EDİLEN YERLERDE BULUNMALARI ZORUNLU OLDUĞUNDAN, 5434 SAYILI YASA'NIN 48. MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN YASAK EYLEMLERİ İŞLEMEMEK VE KENDİ KUSURLU VE KASITLI HAREKETLERİ DIŞINDA MEYDANA GELEN KAZALARDA YARARLANMALARI VE ÖLMELERİ DURUMUNDA HAKLARINDA YASA'NIN VAZİFE MALULÜĞÜ İLE İLGİLİ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINI GEREKTİRMEKTEDİR. YİNE ERLERİN HER TÜRLÜ TIBBİ TEDAVİSİ, İÇ HİZMET KANUNU VE İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİNDE BELİRTİLEN ESASLARA UYGUN ŞEKİLDE ASKERİ SAĞLIK BİRİMLERİNCE YERİNE GETİRİLDİĞİNDEN VE ERLERİN BU SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMU SIRASINDA KENDİ TERCİHLERİ İLE İSTEDİKLERİ SAĞLIK BİRİMİNDE VEYA İSTEDİKLERİ BİR ZAMANDA TEDAVİ OLMA GİBİ BİR ŞANSLARI BULUNMADIĞINDAN, BU TÜR ASKERİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN DE ASKERLİK GÖREVİNİN BİR PARÇASI OLARAK ASKERLİK HİZMETİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLMEMESİ SONUCUNU DOĞURMAKTADIR.



Olayda, davacının oğlunun askerlik hizmetine sağlam olarak başladığı, baş ağrısı, halsizlik, mide bulantısı şikayetleri için önce sinüzit tedavisi, daha sonra da psikolojik tedavi gördüğü, ancak bu tedavilerden sonuç alınamaması üzerine terhis edilmesine yaklaşık 1,5 ay kala ailesinin yanına gitmek üzere kendisine izin verildiği, burada durumunun kötüleşmesi nedeniyle kendi imkanları ile gittiği özel bir hastanede beyninde ur olduğunun tespit edilmesi üzerine, kıtasına geri dönerek, Konya 100 Yataklı Hava Hastanesine, oradan da Konya Selçuklu Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edildiği, bu Hastanede geçirdiği operasyon sonucu vefat ettiği, İlçe Jandarma Komutan Vekilinin 31.07.2002 tarihli yazısında da, komutanlıkları emrinde görevli olan erin, görev yaptığı süre içerisinde baş ağrısı, halsizlik, mide bulantısı şikayetleri ile müteakip defalarca hastaneye sevk edildiğinin, yapılan muayene sonucu sinüzit teşhisi konduğunun ancak tedavinin sonuç vermediğinin belirtildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır. Davacının oğlunun, yukarıda özetlenen hastalık ve tedavi sürecinin birlikte değerlendirilmesinden; askere sağlam olarak alındığı, görevi sırasında rahatsızlanması üzerine tedavi gördüğü, ancak tedaviden sonuç alınamadığı, terhis edilmeyerek askerlik hizmetine devam ettiği, durumunun ağırlaşması nedeniyle verilen izin döneminde gittiği özel hastanede hastalığının teşhis edildiği, bu arada terhisine yaklaşık 1,5 ay kaldığı, olayda kendi hatası veya kusurlu bir davranışının da olmadığı göz önünde alındığında vazife malulü olduğu kanaatine varılmış olup, aksi yolda tesis edilen işlemde hukuki isabet görülmemiştir.

İdare Mahkemesince, davacının oğlunun beyin tümörü nedeniyle öldüğünün kesin olduğu ve hastalığının bünyesel olması nedeniyle ölüm olayının askerlik hizmeti vazifesinden kaynaklanmadığı, rahatsızlanması nedeniyle sevk edildiği Konya 100 Yataklı Hava Hastanesince beyin tümörü teşhisi konularak Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyatı sonrası vefat ettiği belirtilmiş ise de, davacının rahatsızlığının Konya 100 Yataklı Hava Hastanesine sevk edildiği tarihten çok önce başladığı, defalarca hastaneye sevk edildiği halde sinüzit teşhisi ile tedavi gördüğü, daha sonra psikolojik tedaviye devam edildiği, beyin tümörü teşhisinin ise ilk kez, izinli iken kendi imkanlarıyla gittiği özel bir hastanede konulduğu, askerlik hizmeti süreci içerisinde hastalığının teşhis ve tedavi edilemediği, 13.03.2001 tarihinde başladığı askerlik hizmetine terhisine yaklaşık 1,5 ay kalmasına kadar devam ettiği dikkate alındığında rahatsızlığının bünyesel olması olanaklı olmakla beraber, ölüm olayının askerlik hizmeti görevinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmış ve davanın reddine ilişkin kararda hukuki isabet görülmemiştir.


Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde Danıştay’da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.