Background
Buket Polatoglu

ÖLENE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ

ÖLENE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ

ÖLENE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ

Miras hukuku alanında önemli konulardan olan ölene kadar bakma sözleşmesi çerçevesinde mirasbırakanın, yasal mirasçıların ve sözleşmenin tarafı olan kişilere avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Bu kapsamda ilk olarak genel hatlarıyla ölene kadar bakma sözleşmesi tanımı yapılıp ardından Yargıtay kararı verilecek olup son olarak miras hukuku hakkında genel bilgiler size sunulacaktır. Daha detaylı bilgi alabilmek için İletişim bölümünden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

                  Ölene kadar bakma sözleşmesinde mirasbırakanın bir taraf diğer tarafın ise bakan kişi olan iki taraflı bir sözleşmedir. Sözleşmenin borçları ise mirasbırakan öldüğünde malvarlığının bir kısmını bakan kişiye, bakıcının ise ölene kadar kişiye bakması gerekir.

ÖLENE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ HAKKINDA EMSAL KARAR

BAKIM VE GÖZETİM NETİCESİNDE TAŞINMAZIN DEVREDİLMESİNDE MAL KAÇIRMA DEĞİL HUKUKİ BİR DEVİR SÖZ KONUSU OLABİLMEKTEDİR.

 

AŞAĞIDA İLGİLİ KARAR BULUNMAKTADIR: 



T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/5554

K. 2018/296

T. 16.1.2018

DAVA : Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, mirasbırakanları ...'nin, mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, 1659 ada 346 parsel sayılı taşınmazdaki payını, satış suretiyle, ikinci eşi davalıya temlik ettiğini, akitte gösterilen değer ile taşınmazın gerçek değeri arasında büyük fark olduğu gibi, davalının satış tarihi itibariyle taşınmazın yarı payını alabilecek ekonomik güce de sahip olmadığını işlemin saklı paylarını ihlal eder mahiyette olduğunu ileri sürerek; tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.

Davalı, murisle 2001 yılında evlendiğini, 2012 yılında, 87 yaşında, ölene kadar murise tek başına bakıp gözettiğini, davacıların mirasbırakanla ilgilenmediklerini, alım gücü bulunduğunu, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, çekişme konusu taşınmazdaki payın davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar, Dairece; ‘' Somut olaya gelince; murisin 1925 doğumlu, davalının ise 1953 doğumlu olduğu murisin davalı ile ilk eşinin ölümünden sonra 27.12.2001 tarihinde evlendiği, davalının 12 yıl süre ile muris ile birlikte yaşadığı, tanık beyanlarına göre murisin ölene kadar bakımının davalı tarafından yapıldığı, bakım karşılığı olarak davaya konu yerlerin davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK.'nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K.) Esasen, yukarda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır. Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın davaya konu taşınmazdaki payını temlikinde gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, yıllardır kendisi ile ilgilenen, bakımını yapan eşi ... 'e bakılmasından duyduğu minnet sonucu devri yaptığı sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. ‘' gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Hükmüne uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.

Ancak, davanın taşınmazın aynına dair olduğu ve harcı tamamlanan dava değeri üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, eldeki davada davanın 10.000,00 TL gösterilmek ve harçlandırmak suretiyle açıldığı, keşfen belirlenen değer üzerinden tamamlama harcının yatırılmadığı gözetilerek davalı yararına harcı tamamlanan 10.000,00 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.

SONUÇ : Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; 2017 yılı A.A.Ü.T'nin 13. maddesi gözetilerek hükmün ( 4. ) bendinde yazılı ‘' 3.018,60 TL ‘' ibaresinin çıkarılmasına, yerine ‘' 1.980,00 TL ‘' ibaresinin yazılmasına, davacılar vekilinin bu yöne dair temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 16/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

GENEL OLARAK MİRAS HUKUKU

Miras hukuku alanı 4721 sayılı 2001 tarihli Medeni Kanunun üçüncü kitabında düzenlenmiştir. Bu kapsamda ilk olarak mirasçıların kanun hükmündeki tanımlarına bakılması gerekir:

Madde 495- Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.

Madde 496- Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

Madde 497- Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır. Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer.

                  Bir diğer önemli konu ise vasiyet durumudur:

Madde 502- Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir

Kişinin vasiyet yapabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması gerekmesi açık ve emredici şekilde kanun hükmünde belirtilmiştir.

                  Miras bırakanın tasarruf hakkına bakıldığında ise:

Madde 505- (Değişik birinci fıkra: 4/5/2007-5650/1 md.) Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.

                  Bu kanun maddesinde önemli olan nokta saklı paylardır. Yani mal kaçırma olmaması için saklı payların korunması gerekir.

SAKLI PAY NEDİR?:

Madde 506- Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:

1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,

2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,

3. (Mülga: 4/5/2007-5650/2 md.)

4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.

Bu bakımdan kanun maddesinden anlaşılacağı gibi yukarıdaki oranlarda saklı pay bırakılmaksızın ölüme bağlı tasarruflarda bulunamaz.

Fakat bu saklı paylardan da mirasçıyı çıkarmanın imkanı bulunmaktadır:

Madde 510- Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Bir mirasçının mirastan bir karşılık sağlayarak veya sağlamadan da mirastan feragat etmesi mümkündür:

Madde 528 - Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.

Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.

Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.

Vasiyet ne şekilde olmalıdır?

Madde 531- Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir.

Bu bakımdan vasiyet üç şekilde olabilmektedir. Resmi şekilde, el yazısı ile veya sözlü olarak mirasbırakan vasiyet edebilir.

El yazısı ile mirasbırakan vasiyetname yazıyorsa:

Madde 538- El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.

Şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan yıl, ay ve gün gösterilmesi gerekir.

Sözlü vasiyet ne şekilde olmalıdır?

Madde 539- Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir.

Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler.

Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.

Bazı durumlarda mirasbırakan sözlü vasiyetname bırakmak zorunda kalabilir. Bunun şartları ise takriri şekilde belirtilmese de örnek olarak ölüm tehlikesi, savaş gibi olaylar verilmiştir. Bu durumlarda kişi sözlü vasiyet verebilir. Fakat bunun için iki tanığa anlatması ve bu tanıkların vasiyetname yazmaları gerekir.

Miras sözleşmesi nasıl düzenlenir?

Miras sözleşmesi resmi şekilde düzenlenmesi gerekir.

Miras konusunda davalar ne zaman açılır?

Madde 575- Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.

Bu durumda miras davaları mirasbırakan ölümü olmadan açılmasının imkanı yoktur.

Miras davaları nerelerde açılır?

Miras bırakanın yerleşim yerinde açılır.

Mirasçılar mirası ne zaman kazanırlar?

İlgili kanun hükmü:

Madde 599- Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.

Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.

Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.

Mirasçılar mirasbırakanın ölümü ile bütün olarak malvarlıklarını kazanırlar.

Zamanaşımı ne kadardır?

10 yıldır.

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

İstanbul miras avukatı olarak:

Miras sözleşmesinin yapılması konusunda profosyonel yardım
Miras davalarının takibi
Mal kaçırma davaları
Vasiyetnamelerin düzenlenmesi
Veraset ilamının alınması
Miras feraget sözleşmesinin yapılması
Muris muvaazası davalarının takibi
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlenmesi
Gibi hizmetlerimizden daha ayrıntılı şekilde yardım ve hizmet almak için iletişim bölümümüzden Yıldırım Hukuk Bürosuna ulaşabilirsiniz.

İstanbul Kartal’da bulunan Yıldırım Hukuk Bürosu olarak alanında uzman, etkin ve hızlı çözümler üreten avukat kadrosuyla miras hukuku alanında müvekkillerine hizmet vermektedir